Bir iş yerinde sigortalı olmazsam hayata tutunamam.

Bir insanın sigortam ödenecek kafasıyla onlarca kat fazlasını keyifle kazanacağı işi yapmaması zaman kaybı, para kaybı, hayat kaybıdır.

İlginay

Bir iş yerinde sigortalı olmazsam hayata tutunamam.

Danışanım Kübra anlatıyor;  

“Eleştiri ve yargılamanın yoğun olarak yapıldığı bir evde büyüdüm. Birbirini seven anne, baba ve 3 kardeşten oluşan bir aileyiz. Babam bizlerin kendimizi geliştirmemizi, meslek sahibi olmamızı tetiklemek için konuşurken motive etmek yerine motivasyonumu kırıyor.”

Aslında Kübra’nın anlattıkları bir çok ailenin durumunu temsil ediyor. Anne babaların kendi doğruları var.  Aslında iyi niyetle yapılan bu müdahaleler çocukların cesaretini kırıyor ve harekete geçmelerine, kendi yeteneklerine odaklanarak yaratıcı olmalarına engel oluyor. Her anne baba çocuklarının bir mesleği olsun, altın bileziğini taksın, ayakları yere bassın ister. Kübra’nın ailesi de onu dikişe yönlendirmiş, Kübra’da kendini bu alanda geliştirmiş, dikiş öğrenmiş..  Ailede bu yetenekler mevcut, kendisi de becerikli. Buraya kadar güzel ancak  bu deneyim ve becerisini kullandığı işten mutsuz. Bir tekstil fabrikasında, kıyafetin sadece bir bölümünü ürettiği bir departmanda çalışıyor. Halbuki kendisi baştan sona bir şey yaratmak istiyor. Yani şu anda yaptığı iş onu tatmin etmiyor, bir şey üretmiş hissetmiyor. 25 yaşında bunun farkına vardığı içinde çok şanslı. İşini değiştirmeye kararlı olduğu ancak ne yapacağını bilmediği bir noktadayken biz karşılaştık. Mutsuz olduğu işten ayrılmak isterken nasıl para kazanacağını bilmiyor. Beraberce kendi değerlerini bulacağı ve hedeflerini bu değerleriyle hizada belirleyerek üreteceği çalışmayı yaptık.

Çalışmamızda bulduğu değerlerinden bir tanesi fevkalade önemli. ÖZGÜR OLMAK. Kübra’nın her anlamda özgür olmak değeri var. Özgür olmak onu yaratıcı ve mutlu kılıyor.  En başta bir işyerinde 10 saat çalışmak onun bu değeriyle örtüşmüyor. Bu 10 saat boyunca kendisi için en önemli iletişim aracı olan cep telefonundan uzak kalıyor. Takip etmekten keyif aldığı sosyal medyaya bakamıyor. Özgür olmak değeriyle hizada yaptığı hobisi fotoğrafçılık. Çevresinden hiç kimsenin bilgisi olmadığı için karışamadığı, müdahale edemediği bu alanda istediği gibi ilerliyor ve kendisini geliştiriyor. Bu da onun yaratıcılığını ve yaptığı işten aldığı keyfi sınırsız kılıyor. Ancak onu tatmin etmeyen ve saatlerini geçirdiği bu işinden sebep fotoğrafçılık hobisine de vakit kalmıyor.

Kişi kendi değerlerinin farkında olduğunda kendisini mutlu edecek işler konusunda basit düşünüp, gerçekçi olduğunda ortaya yaratıcı çözümler çıkıyor. Hedeflerin uygulanabilir, gerçek olması ve değerlerimizle hizada olması bizleri harekete geçiriyor. Bu örnekte dikiş dikmeyi bilen birisi bunu özgürce nasıl değerlendirir konusunu çalıştığımızda yaratıcı tarafımızı devreye alıyoruz. Kübra bir kıyafetin tüm parçalarını çalışarak ortaya çıkarmaktan hoşlanıyor ise neden bunu kendi evinde oluşturduğu atölyesinde yapmasın ki? Çalışma saatlerini kendisi özgürce belirleyecek. Buna bir de ortaya çıkardığı koleksiyonları fotoğraflayarak sosyal medyada oluşturacağı dijital vitrinde sergilemek eklendiğinde değerlerine ve hobisine komple hizmet eden harika bir iş ortaya çıkıyor. Özgürlük, yaratıcılık, kazanç hepsi bir arada.

Bir iş yerinde sigortalı olmazsam hayata tutunamam’ kafasının bir illüzyon olduğunu, gerçek olmadığını görebilmek bizi harekete geçirir. Bu ailelerin inancıdır. Bir kişinin sevmediği işi yaparken bir günde harcayacağı süre (yolu da katarsak) en az 10 saat. Ayda en az 220 saat eder. Bu kadar sürede kendi değerleriyle örtüşen bir işi yaparak kendi istekleriyle hizada yaşayan birisi hem maddi hem de manevi anlamda kazanır. Bir taraftan müşterilerinin istediği, bedenlerine uygun kıyafetleri ortaya çıkarırken onların mutluluğunu görür ve maneviyatı beslenir. Diğer taraftan da bir fabrikada kazanacağından onlarca kat fazlasını kazanır. Sigortasını da kendisi öder.

Bir insanın sigortam ödenecek kafasıyla onlarca kat fazlasını keyifle kazanacağı işi yapmaması zaman kaybı, para kaybı, hayat kaybıdır.

Bunu farkedip de harekete geçmediğimizde hayatımızı tüketen kendimiz oluruz. Artık mazeretimiz kalmaz. En güzeli kendi hayatımızın sorumluluğunu almak, karar vermek ve harekete geçmek.

İlginay

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TOP